Güncelleme Tarihi: Haziran 20, 2026 07:01Prof. Dr.
Mustafa ÖzdoğanOluşturulma Tarihi: Haziran 20, 2026 07:001865 yılında İngiliz ekonomist William Stanley Jevons ilginç bir şey fark etti. Haberin DevamıSanayi Devrimi’nin en önemli buluşlarından biri olan buhar makinesi, kömürü çok daha verimli kullanıyorduMantık basitti: Bir işi yapmak için daha az kömür gerekiyorsa, toplam kömür tüketimi de azalacaktı.
Ama tam tersi oldu.Kömür tüketimi patladı. Çünkü verimlilik arttıkça kullanım da arttı.
Bugün ekonomi kitaplarında buna “Jevons Paradoksu” deniyor.Ve ilginçtir, yapay zekâ çağını anlamak için de belki en iyi başlangıç noktası bu. Son birkaç yıldır aynı cümleyi tekrar tekrar duyuyoruz: “Yapay zekâ doktorların yerini alacak”, “Radyologlara ihtiyaç kalmayacak”, “Hekimlik büyük ölçüde otomasyona dönüşecek.”Bu cümleler yeni değil.2016’da yapay zekânın öncülerinden biri olan Geoffrey Hinton, radyolog yetiştirmeyi bırakmayı bile önermişti.
Çünkü bilgisayarların görüntüleri insanlardan daha iyi yorumlayacağı düşünülüyordu.Aradan yıllar geçti. Bugün ise tablo başka.Radyoloji dahil birçok alanda doktor açığı büyüyor.
Onkoloji, aile hekimliği, psikiyatri, hemşirelik, palyatif bakım…Neredeyse her alanda sağlık çalışanı ihtiyacı artıyor.Peki ne oldu?Yapay zekâ başarısız mı oldu?Hayır.Tam tersine. Yapay zekâ beklenenden daha hızlı gelişti.
Ama insanların gözden kaçırdığı başka bir şey vardı.Sağlık yalnızca bilgi işi değildir.Sağlık, belirsizlik işidir. Bir MR görüntüsünü okumak önemlidir.
Ama hastaya o sonucu anlatmak da önemlidir. Bir biyopsi sonucunu görmek önemlidir.
Ama o sonucun, bir insanın hayatındaki anlamını konuşmak da önemlidir. Bir tedaviyi seçmek önemlidir.
Ama o tedavinin, hastanın korkularıyla, ailesiyle, beklentileriyle, ekonomik koşullarıyla, yaşam biçimiyle ve değerleriyle uyumlu olup olmadığını anlamak da önemlidir.İşte yapay zekâ ile insan arasındaki fark, tam burada ortaya çıkar.Bilgi artar. Ama kararlar sadeleşmez.
Bazen daha da karmaşıklaşır. Onkolojide bunu her gün görüyoruz.
Eskiden akciğer kanseri dediğimiz şey, akciğer kanseriydi.Bugün onlarca farklı moleküler alt gruptan söz ediyoruz. Eskiden birkaç tedavi seçeneği vardı.
Bugün bazen aynı hasta için birden fazla doğru seçenek olabiliyor. Hedefe yönelik ilaçlar, immünoterapiler, antikor-ilaç konjugatları, genetik testler, klinik araştırmalar, yaşam kalitesi kararları…Bilgi azalmak yerine artıyor.Seçenekler azalmak yerine çoğalıyor.
Ve seçenekler çoğaldıkça, rehberliğe duyulan ihtiyaç da büyüyor.Paradoks tam burada.Yapay zekâ bilgiye erişimi kolaylaştırıyor. Ama insan muhakemesinin değerini azaltmıyor.
Aksine artırıyor. Aslında tarih bunun örnekleriyle dolu.
ATM’ler çıktığında, bankacılar bitecek denildi.Bitmedi.Excel çıktığında, muhasebeciler bitecek denildi.Bitmedi.İnternet çıktığında, öğretmenlere gerek kalmayacak denildi, kalmadı mı?Tam tersine. Bilgiye ulaşmak kolaylaştıkça, doğru bilgiye ulaşmak zorlaştı.
Ve rehberlik daha değerli hale geldi. Sağlıkta da aynı şey oluyor.
Son yıllarda ilginç bir değişime tanıklık ediyoruz. Hastalar artık daha fazla bilgiyle geliyor.
Ama çoğu zaman daha az huzurla. Ve daha fazla belirsizlikle.
Çünkü bilgi tek başına güven üretmiyor. Bilgiye anlam verebilmek güven üretiyor.
Ve bu hâlâ insan işi. Ama burada daha derin bir mesele var.
Sağlık yalnızca tanı koymak değildir.Sağlık yalnızca tedavi seçmek değildir. Sağlık, bakımdır.Bazen bir hastanın kan değerine bakmak değil, o kan değerinin hastayı neden korkuttuğunu anlamaktır.Bazen yeni bir ilacı anlatmak değil, hastanın o ilaca başlamaya hazır olup olmadığını hissetmektir.Bazen hastaya değil, hastanın eşine, çocuğuna, annesine, babasına da bakmaktır.
Çünkü kanser tanısı, yalnızca bir kişiye konmaz. Çoğu zaman bütün evin havasını değiştirir.Bakım, tıp fakültesi kitaplarında en az parlayan, ama hastanın hayatında en çok hissedilen kelimelerden biridir.Gece yapılan kısa bir kontrol, “sizi duydum” diyen bir hekim, sessizce eşlik eden bir hemşire…Bunları yalnızca algoritmaya devredemezsiniz.
Çünkü bakım, veri işlemez. İnsana temas eder.Yapay zekâ çok şey yapacak.Görüntüleri daha hızlı yorumlayacak.Riskleri daha iyi hesaplayacak.Tanıyı daha erken koyacak.Hatalarımızın bir kısmını azaltacak.Ama bir insanın gözlerinin içine bakıp, “Bu süreçte yalnız değilsiniz” diyemeyecek.Çünkü sağlık yalnızca biyoloji değildir.İlişkidir, güvendir, sorumluluktur.Ve en önemlilerinden biri, bakımdır.
Belki de yapay zekâ çağının en büyük sürprizi bu oldu. Makineler insanın yerini almadı.
İnsanın ne yaptığını daha görünür hale getirdi. Bu yüzden bugün, yapay zekâya rağmen değil, biraz da yapay zekâ sayesinde, hiç olmadığı kadar çok doktora, hemşireye, sağlık profesyoneline ve daha güçlü bir bakım kültürüne ihtiyaç duyuyoruz.
Çünkü teknoloji hızlanabilir.Ama iyileşmenin insani tarafı, hâlâ yavaş, dikkatli ve yüz yüze kuruluyor.BAKMADAN GEÇME!




