ABD ile İran arasındaki artan gerilim, küresel petrol fiyatlarının hızla yükselmesine yol açtı. Wall Street Journal’da yer alan bir analize göre, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehdidi ve gerçekleştirdiği misillemeler, ABD Başkanı Trump’ın askeri seçeneklerini kısıtlıyor.
ABD yönetimi, artan enerji maliyetlerinin iç ekonomiye ve yaklaşan seçim dönemine olumsuz etkileri konusunda endişe taşıyor. Analizde, İran’ın askeri olarak savaşı kazanma yeteneği bulunmamakla birlikte, ABD’nin ekonomik baskılar nedeniyle askeri operasyonları durdurması halinde Tahran’ın stratejik bir zafer kazanabileceği belirtiliyor.
Petrol fiyatlarının yükselmesi, Washington’un geri adım atmasına neden olursa, İran bu durumdan faydalanarak bölgesel nüfuzunu artırabilir ve “direniş” imajını güçlendirebilir. Hürmüz Boğazı, dünya enerji güvenliği açısından kritik bir nokta olarak kabul ediliyor; zira deniz yoluyla taşınan petrolün yaklaşık üçte biri ve sıvılaştırılmış doğal gazın önemli bir kısmı bu boğazdan geçiyor.
Umman ile İran arasında yer alan Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi’ndeki büyük petrol üreticilerini açık denizlere bağlayan önemli bir koridordur. Bölgedeki gerginlikler arttığında, boğazın kapatılması olasılığı bile küresel enerji piyasalarında panik yaratmakta ve fiyatların hızla yükselmesine neden olmaktadır. Bu nedenle, Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol ve seyir güvenliği, sadece bölge ülkeleri için değil, tüm dünya ekonomisi için önemli bir jeopolitik meseledir.
ABD ve İsrail, Tahran ile Washington yönetimleri arasında müzakereler devam ederken 28 Şubat’ta İran’a askeri saldırıda bulundu. İran, bu saldırılara karşılık olarak, İsrail’in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn gibi bölge ülkelerindeki hedeflere saldırılar düzenledi. ABD-İsrail saldırılarında, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in yanı sıra birçok üst düzey yetkilinin yaşamını yitirdiği bildiriliyor. İranlı yetkililere göre, bu saldırılarda toplam 1332 kişi hayatını kaybetti.



