Cildinizdeki Minik Misafirler: Demodexler
Ciltte yaşanan sorunların altında genellikle Demodex adı verilen mikroskobik parazitlerin yoğunluğunun artması yatıyor. Dermatologlar, bu durumun modern cilt bakım alışkanlıkları ile bağlantılı olduğunu belirtiyor.

Dermatolog Dr. Cansu Şahin, ciltteki sorunların kaynağının bazen yanlış ürünler değil, ciltteki biyolojik dengenin bozulması olabileceğini vurguladı. Ciltteki pütürlü, kızarık ve dengesiz görünüm, birçok kişinin son yıllarda yaşadığı sıkıntılar arasında. Bu sorunlar genellikle "Ne sürsem cildimden emilmiyor" veya "Krem yüzümde kalıyor" gibi şikayetlerle kendini gösteriyor.
Ciltteki bu rahatsızlıkların ardında yatan en yaygın nedenlerden biri Demodex adı verilen mikroskobik parazitlerdir. Bu parazitler, özellikle kıl kökleri ve yağ bezlerinde yaşar ve sebum ile beslenir. Sağlıklı ciltlerde de bulunabilen Demodexlerin sayısının artması, cilt bariyerinin bozulmasıyla ilişkilidir. Bu durum, cildin savunma mekanizmalarını zayıflatır ve mikrobiyota dengesini bozarak Demodexlerin kontrolsüz bir şekilde çoğalmasına yol açar.
Belirtiler arasında, ciltteki ürünlerin emilmemesi, pütürlü bir doku hissi, hem kuruluk hem de yağlanma, kızarıklık ve hassasiyet yer alıyor. Bu belirtilerden birkaçı bir arada olduğunda durum, yalnızca hassas cilt değil, demodikozis adı verilen bir hastalık tablosunu işaret edebilir.
Son yıllarda Demodex sorunlarının artmasının sebeplerinden biri modern cilt bakım alışkanlıklarıdır. Çok aşamalı bakım rutinleri, asitlerin kontrolsüz kullanımı ve sürekli ürün değiştirme gibi uygulamalar, cilt bariyerini zayıflatmaktadır. Özellikle rosacea hastalarında Demodex yoğunluğu daha yüksek gözlemlenmektedir.
Demodexler yalnızca yüzde değil, kirpik diplerinde de bulunabilir, bu da gözlerde yanma ve sulanma gibi belirtilere yol açabilir. Cilt mikrobiyotası ile bağırsak mikrobiyotası arasında güçlü bir ilişki vardır; bağırsak florasındaki bozulmalar cilt dengesini de etkileyebilir.
Demodex tedavisinin amacı paraziti baskılamakla kalmaz, aynı zamanda cilt bariyerini ve mikrobiyotasını onarmaktır. Tedavi sürecinde hastaya özel antibiyotikler ve topikal tedavi yöntemleri uygulanabilir. Cilt bakımı aşamasında çay ağacı içeren ürünler önemli destek sağlar. Ayrıca, lazer sistemleri ve mezoterapi uygulamaları da tedaviye katkı sunabilir.
Sonuç olarak, cildinizdeki belirtiler yalnızca hassas cilt olarak değerlendirilmemelidir. Bu tür şikayetler yaşıyorsanız, doğru tanı ve tedavi için bir dermatoloğa başvurmanız önemlidir.